Jul 22, 2014

Jul 17, 2014
Trenlerin rahmi.

Trenlerin rahmi.

(Source: forhandsthatsuffer)

Jul 17, 2014
Café Lumière - En hommage à Yasujiro Ozu

Café Lumière - En hommage à Yasujiro Ozu

Jul 16, 2014

Çarpan bir tren olarak Whores’ Glory.

(Source: nightspring)

Jul 16, 2014

(Source: treesaremygods)

Jul 13, 2014
“Dünyaya tortullar tabakalar yarlar gerektir / İçerde çok yanmışa dışarda karlar gerektir”
fotoğraf

“Dünyaya tortullar tabakalar yarlar gerektir / İçerde çok yanmışa dışarda karlar gerektir”

fotoğraf

Jul 13, 2014
fotojournalismus:

Women at a heavy machinery factory near Pyongyang. North Korea, 1982.
Hiroji Kubota

fotojournalismus:

Women at a heavy machinery factory near Pyongyang. North Korea, 1982.

Hiroji Kubota

Jul 13, 2014
Jul 13, 2014

Hrant Dink ve Agos Gazetesi - Fatih Pınar

(Source: vimeo.com)

Jul 13, 2014
OHAN - 11.07.2014

OHAN - 11.07.2014

Jul 11, 2014

Kadın Cinayetlerine Karşı İşgal Eylemi - 10 Temmuz 2014

Jul 11, 2014

  • Chopin’in Barkarol’ü. - Hemen hemen her durumun ve yaşam tarzının bir mutlu anı vardır. İyi sanatçılar bilir bu anı yakalamayı. Deniz kıyısındaki, can sıkıcı, kirli, sağlıksız, en patırtıcı ve en açgözlü ayaktakımının yakınında tükenen ömrün bile vardır böyle bir anı; - bu mutlu ana Chopin, Barkarol’de öyle bir ses verdi ki, tanrıların bile canı çekebilir uzun yaz akşamlarında bir kayığa uzanıp yatmayı.

  • İmgelere ve Benzetmelere Karşı. - İmgelerle ve benzetmelerle ikna etmek mümkündür, ama kanıtlamak değil. Bu yüzden bilimin içinde imgelerden ve benzetmelerden böyle ürkülür; burada tam da ikna edici olan, inandırıcı-kılan istenmez ve anlatım biçimi ve soğuk duvarlar aracılığıyla en serinkanlı kuşku teşvik edilir: çünkü kuşku denek taşıdır kesinlik altını için.

  • "…En soylu yarış atları, zaferlerinin yorgunluğunu çıkarma hakkına sahip oluncaya dek cılızdırlar."

  • "…En seçkin anlama yetisi olmadıkça, der deneyim, en incelmiş seçme yeteneği ve güçlü bir ölçülülük eğilimi olmadıkça, doğuştan ahlaksal zenginler, ahlaklılık savurganlarına dönüşürler: merhametli, iyiliksever, uzlaştırıcı, yatıştırıcı dürtülerine kendilerini ölçüsüzce kaptırarak, çevrelerindeki tüm dünyayı daha ihmalci, daha istekli ve daha duygusal kılarlar. Bu büyük ahlaksal savurganların çocukları da bu yüzden kolaylıkla - ve söylemesi ne acı ki, en iyi durumda- hoş, hastalıklı birer işe yaramaz olup çıkarlar."

  • "…-Hatalarımızı sonsuz felaketler boyutunda büyütmemeliyiz; daha çok, insanlığın tutkularının tümünü birden sevinçlere dönüştürmek görevinde dürüstçe çalışmalıyız."

  • "…Hukuk, eşitler arasındaki sözleşmelere dayanarak, aralarında anlaşmış kişilerin güçleri eşit ya da benzer olduğu sürece ayakta kalır; akıllılık, benzer güçler arasındaki kavgaya ve yararsız harcamaya bir son vermek için hukuku yarattı. Ne var ki, taraflardan biri diğerinden kesinlikle daha zayıf düştüğünde, hukuka da o denli nihai bir son verilmiş olur: çünkü o zaman boyun eğdirme durumu ortaya çıkar ve hukuk sona erer, ama başarı da, o ana kadar hukuk yoluyla elde edilen başarının aynısıdır.

  • "…denge adaletin temelidir."

  • "…- Yeniden en sıradan şeylerin iyi komşuları olmalıyız ve onları şimdiye kadar yaptığımız gibi hor görüp de, bakışlarımızı bulutlara ve gece yaratıklarına çevirmemeliyiz. Ormanlarda ve mağaralarda, bataklık boylarında ve bulutlu gökyüzü altında - oralarda insan binlerce yıllık kültür aşamaları boyunca çok uzun süre yaşadı ve sefil yaşadı. Oralarda şimdiki zamanı ve komşuluğu öğrendi ve yaşamı ve kendi kendisini hor görmeyi öğrendi - ve bizler, doğanın ve tinin daha aydınlık bölgelerinin sakinleri, şimdi bile kalıtım yoluyla aldığımız bu en sıradan olanı hor görme zehrinden bir miktar dolaşıyor damarlarımızda."

  • Yeni Zincirlerini Hissetmemek. - Herhangi bir şeye bağımlı olduğumuzu hissetmediğimiz sürece, kendimizi özgür sanırız: insanın ne denli gururlu ve iktidar düşkünü olduğunu gösteren yanlış bir çıkarımdır bu. Çünkü burada, alışılmış bir bağımsızlık içinde yaşadığı, bunu istisnai bir biçimde yitirdiğinde karşıt bir duygu hissedeceği varsayımıyla, bağımlı olduğu anda bunu her koşulda fark etmesi ve bilmesi gerektiğini kabul eder. - Peki ya bunun tersi doğruysa: insan daima çok yönlü bir bağımlılık içinde yaşıyor, ama kendini özgür sanıyor, zincirin baskısını uzun bir alışkanlık sonucu artık hissetmiyorsa? Yalnızca yeni zincirlerinden rahatsız olur ancak: - “İstenç özgürlüğü” de yeni zincirleri hissetmemekten başka bir şey değildir aslında.

  • "…- Alışıldık eksik gözlemimiz bir olaylar grubunu tek bir şey olarak algılar ve onları bir olgu olarak adlandırır: bu olgu ile bir diğeri arasında boş bir uzamın bulunduğunu da düşünür üstelik, her bir olguyu yalıtır. Oysa hakikatte tüm eylemlerimiz ve bilgilerimiz olguların ve boş ara uzamların sonucu değil, sürekli bir akıştır."

    Gezgin ve Gölgesi, Friedrich Nietzsche 
Jul 11, 2014

  • «Dünyevi Kusurluluk ve Asıl Nedeni. Çevremize şöyle bir bakınınca, her defasında öyle insanlar görürüz ki, ömür boyu yumurta yemişler de en lezzetli yumurtaların uzunca olanlar olduğunu fark edememişlerdir; fırtınanın belden aşağısı için faydalı olduğunu, güzel kokuların soğuk, duru havada en yoğun koktuğunu, tat alma duyumuzun ağzın değişik noktalarında farklı farklı olduğunu, iyi konuşulan ya da iyi dinlenilen her yemeğin mideye gece şifası getirdiğini bilmezler. Gözlem duygusunun eksikliğine ilişkin bu örnekler bize yeterli gelmezse, en sıradan şeylerede çoğunluk tarafından çok kötü gözle bakıldığını, çok ender olarak dikkate alındığını bir o kadar kabul edebiliriz. Ve bunun hiçbir önemi yok mudur? - Bir düşünelim ki, bireylerin hemen hemen tüm bedensel ve ruhsal kusurları bu eksiklikten türetilebilir: yaşam tarzının düzenlenişinde, günün bölümlenişinde, ulaşımın zamanında ve seçiminde, meslekte ve boş zamanda, emir vermede ve itaat etmede, doğal ve yapay duyguda, yemekte, uykuda ve düşünmede neyin yararlı ve neyin zararlı olduğunu bilememek; en küçük ve en gündelik şeylerde cahil olmak ve keskin gözlere sahip olmamak - budur yeryüzünü bu kadar çok kişi için bir “felaket çayırı”na dönüştüren. Her yerde olduğu gibi bu noktada da insanın akılsızlığının söz konusu olduğu söylenmesin:gerektirdiği kadar ve gerektiğinden fazla akıl vardır burada, ancak yanlış yönlendirilmiş ve dikkati o küçük ve en sıradan şeylerdenyapay bir biçimde başka yere çekilmiştir. Ruhban ve öğretmenler ve her türden idealistin, kabasının ve incesinin ulvi iktidar düşkünlüğü, insana tamamen başka bir şeyin önemli olduğunu daha çocuk yaşında telkin ederler: ruhun kurtuluşu, devlet hizmeti, bilimin ilerletilmesi ya da saygınlık ve mülktür önemli olan, tüm insanlığa hizmet etmenin araçları olarak; öte yandan bireyin ihtiyacı, günün yirmi dört saati içindeki büyük ve küçük sıkıntıları, hor görülesi ya da önemsiz şeylerdir. - Daha Sokrates bile var gücüyle karşı çıkmıştı, insani olanın insanın lehine bu kibirli ihmal edilişine ve severdi Homeros’un bir sözüyle, tüm kederin ve tasanın gerçek çevresini ve toplamını hatırlatmayı: Budur, diyor ozan yalnızca budur “evimde iyisiyle kötüsüyle karşılaştığım.»

    Gezgin ve Gölgesi, Friedrich Nietzsche 
Jul 10, 2014

"Zaten taşrayla ilişkimde –buna kendi memleketim de dahil– en önemli duygularımdan biri hayret duygusudur. "

Nuri Bilge Ceylan’la Kış Uykusu Üzerine I

Jul 10, 2014

Ve en güzeli.

(Source: youtube.com)

Navigate
« To the past Page 1 of 80
About
"Bu kitapta anlatılanların gerçek kişilerle ve olaylara hiçbir ilgisi yoktur. Onları ben, büyük bir aynanın içinde gördüm. Üstelik ayna dumanlıydı ve olmayan bir şehirde geziniyordu."

http://uzunuzak.tumblr.com/
bornheller@gmail.com Subscribe via RSS.